Fahriye Evcen, Özcan Deniz'dan ayrıldığı haberlerine yanıt verdi.
Ömür Gedik'in sorularını yanıtlayan Evcen, "Söylenenlere kulak asmamak gerek. Biz ayrılmadık. Her şeyi abarttılar" dedi. Genç oyuncu, bu ilişkinin kariyerine etki etmediğini de sözlerine ekledi: "Özcan'la her gece birkaç film izliyoruz. Filmleri takip eder oldum sayesinde. Ama onunla olduğum için kariyerimde gerilediğim ya da ilerlediğim yok."
Sabah Fahriye Evcen’i yarın vizyona girecek olan "Aşk Tutulması"nda izledim, ilk yorumu ben yazmış olayım: Fahriye filmde hem çok güzel, hem çok rahat, hem de çok doğal görünüyor. Neyse, aynı günün gecesi Evcen'le birlikte Özcan Deniz’i de yanımıza alarak yemek yedik. Onları ilk kez yan yana gördüm. Biraz sokaktaki teyze yorumu gibi olacak belki ama gerçekten birbirlerine çok yakışıyorlar. En önemlisi, ikisi de sinema delisi! Altın Portakal ve sektör dedikodularıyla başladığımız yemek, Özcan Deniz’in sahneden kazandığını sinemaya yatırma planlarıyla tatlıya bağlandı. O Kanal D’de yayınlanan "Aşk Yakar" dizisinin çekimleri için yanımızdan ayrılınca da biz sinema ağırılıklı sohbetimize Fahriye Evcen’le devam ettik.
- Psikolog gibi hissettim şimdi kendimi ama hadi sizinle şöyle bir geçmişe dönelim. Oyunculuk nasıl başladı?
Almanya’da yaşarken, oyunculukla amatör tiyatrocu olmak dışında alakam yoktu. Türkiye’ye tatil amaçlı geldim ve tesadüfen oyunculuğa başladım. Almanya’da sosyoloji eğitimi alıyordum. Ama şimdi okulu dondurdum.
- Sosyoloji eğitiminin oyunculuğunuza faydası olduğunu düşünüyor musunuz?
Karakteri çözmeme ve durumu analiz etmeme fayda sağlıyor. Bu bilgiler sayesinde daha farklı bir gözle bakabildiğimi düşünüyorum.
12 YAŞINDA FATİH AKIN’I TANIDIM
- Almanya’dayken Türk filmleri izler miydiniz? Fatih Akın’ın başarıları size nasıl yansıyordu?
Orada Türk filmleri çok bilinmiyor. Ben küçükken bir "Eşkıya" fırtınası esti. Fatih Akın’ın ilk filmi "Kısa ve Acısız"ı gece ders yaparken televizyonda izledim. Kendisini 12 yaşındayken o filmle tanıdım ve ondan sonra da tüm işlerini takip ettim.
- Fatih Akın’a Türk mü yoksa Alman yönetmen mi deneceği çok tartışılıyor. Siz oradan baktığınızda bu soruyu nasıl cevaplıyorsunuz?
Orada Fatih Akın’a Türk asıllı Alman yönetmen olarak bakıyor herkes. Bizim için de durum aynı. Kimlik olarak Türküz ama içinde yaşadığımız kültür olarak Almanız. Arada bir durum.
- Türkçeniz çok düzgün. Bu, yurtdışından gelenlerde sık rastlanan bir durum değildir. Nasıl başardınız?
Üç yıldır buradayım ve kendi kendime düzelttim Türkçemi. İlkokulda da 4 yıl Türkçe dersi almıştım. Türkçem zaten bozuk değildi.
ÖZCAN’LA HAKKIMIZDA ÇOK YALAN HABER YAZILDI
- Aileniz burada oyunculuk yapmanıza nasıl bakıyor?
Çok uzaktalar, televizyondan izliyorlar ve bu durumu çok fazla kavrayabilmiş değiller. Birkaç yıl içinde sinema filmlerim arttıkça durumu daha iyi anlayabilecekler gibi geliyor bana. Sinema filminde olmam, onları çok daha fazla heyecanlandırıyor.
- Özcan Deniz’le sevgili olmanızdan ve bunun sürekli basında yer almasından rahatsızlar mı peki?
Yok. Bu işi yapan insanlar haliyle göz önünde oluyorlar. Bu kimsenin istediği ya da tercih ettiği bir şey değil. Söylenenlere kulak asmamak gerek. Yazılanların bir kısmı yalan zaten.
- Ayrıldığınız yazıldı mesela...
Yoktu öyle bir şey de... Abarttılar.
- Doğru olmayan bir şeyi gazetede okuduğunuzda ne hissediyorsunuz?
Bir şey hissedemiyorum. Gülüyorum ve bunları görmezden geliyorum artık. Etkilenmiyorum. Bu camiadan olmayan insanlar da yazılanların yalan olduğunun farkında çünkü. Beni yolda durdurup “siz yazılanlara bakmayın, birbirinize çok yakışıyorsunuz, ikinizi çok seviyoruz” diyenler çok.
ÖZCAN’LA SÜREKLİ FİLM İZLİYORUZ
- Bu ilişki kariyeriniz için avantaj mı, dezavantaj mı?
Her ikisi de değil. Özcan Deniz’le birlikte olduğum için gerilediğim ya da ilerlediğim yok.
- Özcan Deniz’in sinemayı çok sevdiğini biliyorum. Sahne sahne anlatır filmleri. Ortak sohbetlerinizde sinemanın ve oyunculuğun yeri ne?
Bana sürekli bunu, şunu izledin mi diye soruyor. İzlememişsem “Nasıl olur, izlemen lazım, hemen o filmi bulayım sana" diyor ve buluyor da. Her gece bir, iki film izliyoruz. Beni de sürüklüyor, filmleri takip eder oldum sayesinde. Bu anlamda bana çok şey kattığı bir gerçek.
- Tanışmadan önce Özcan Deniz’i nasıl bilirdiniz?
Sinema filmlerini ve hit şarkılarını biliyordum tabii, ama Almanya’da olmamdan dolayı her şarkısını bilmediğimi de itiraf etmeliyim.
- "Aşk Tutulması"nda başroldesiniz. Filmde Fenerbahçelilik işleniyor. Siz Fenerbahçeli misiniz?
Özcan’dan sonra oldum. Özcan bana "Takım tutuyor musun?" dedi. "Tutmuyorum" diye cevap verince de “Tamam artık Fenerbahçelisin” dedi. Üstelik o anda "Aşk Tutulması"nı çekiyorduk.
SADECE ANNE BABAMA ŞIMARIRIM
- "Aşk Tutulması"na “evet” demenizin nedeni neydi?
Bundan önce bir psikolojik dramda akıl hastası bir kızı canlandırdım. Orada çok fazla diyaloğum yoktu. Bu film onun tamamen zıttı. Türü romantik komedi, oynadığım karakter ise çok canlı, çok konuşan, biraz şımarık bir kız.
- Siz gerçek hayatta şımarık mısınızdır peki?
Yok. Sadece anneme, babama şımarırım. O çocuksu bir şımarıklıktır.
- Bu filmde neler öğrendiniz?
Ben bundan önce hiç komedide oynamamıştım. "Yaprak Dökümü" ağır bir dram. "Cennet" de psikolojik bir gerilim ve dramdı. "Aşk Tutulması" sayesinde komedide rahat olabildiğimi gördüm.
KENDİMİ ÇOK ELEŞTİRİYORUM
- Kendinizi çok eleştirir misiniz?
Hem de nasıl! Sürekli takılıyorum oyunculuğuma...
- Bazıları kendini seyredemez. Siz her hafta izliyor musunuz "Yaprak Dökümü"nü?
Her hafta izliyorum. Bu işimin bir parçası bence... 15 yıl sonra izlememe lüksüne sahip olabilirim belki, ama benim gibi